GARDROP ATATÜRKÇÜLÜĞÜ (Sağ ve Solun Kurucu Rejimle Hesaplaşması)
Dünyada Kurucusuna Karşı Hakaret Eden tek Ülke Bizim Türkiye Atatürk ve Kemalizim karşı sağ sol milliyetci grupları inceledim
Yakın Tarihte Atatürkü eleştiren Gruplar ve mensupları Günümüzde ATATÜRK cü Olmuşlardır MAREŞAL GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ANLAMAK YERİNE SADECE ADINI KULLANIP DEJENERE EDİLMESİ
12 Eylül 1980 darbesi öncesindeki dönemde, hem sağ hem de sol yelpazede Mustafa Kemal Atatürk'ün ilkelerine, kurduğu cumhuriyete veya inkılaplarına (özellikle laiklik ve batılılaşma politikalarına) ideolojik olarak karşı çıkan veya eleştiren çeşitli gruplar bulunuyordu. Bu dönemdeki kutuplaşma ortamında grupların Atatürk'e ve Kemalist rejime bakışı şu şekildedir:
Atatürk'e ve Kemalist Sisteme Karşı Olan Sağ Gruplar
Sağ kesimdeki muhalefet genellikle Atatürk'ün laiklik ilkesine, din ve devlet işlerinin ayrılmasına ve Batı kültürünün benimsenmesine odaklanmıştı.
-
Radikal İslamcı ve Şeriatçı Gruplar: Laiklik karşıtı söylemleriyle bilinen dergi, gazete ve örgütler (örn: Akıncılar hareketi, Milli Nizam Partisi ve Milli Selamet Partisi (MSP) çevresindeki bazı radikal unsurlar) Atatürk'ün devrimlerini İslam dinine ve geleneksel değerlere aykırı buluyordu.
-
Ümmetçi ve Hilafetçi Çevreler: Hilafetin kaldırılmasını eleştiren, şeriat düzenini savunan ve Osmanlı mirasını öne çıkaran marjinal gruplar bu dönemde Kemalist rejimi hedef almıştır.
-
Anti-Laik Tarikat ve Cemaatler: Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren tekke ve zaviyelerin kapatılmasına karşı olan, dini eğitimin devlet tekeline girmesini eleştiren bazı tarikat kolları ve Nurcu grupların radikal kanatları.
Atatürk'ه ve Kemalist Sisteme Eleştirel Yaklaşan Sol Gruplar
Sol kesimdeki grupların birçoğu (Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi önderler dahil) Atatürk'ün anti-emperyalist ve tam bağımsızlıkçı yönünü sahiplenip "Mustafa Kemal'in Askerleriyiz" sloganını kullansa da, bazı Marksist-Leninist gruplar Kemalist rejimi ve Atatürk'ü ideolojik olarak eleştirmiştir.
-
Maoist ve Bazı Radikal Marksist Gruplar: Örneğin İbrahim Kaypakkaya liderliğindeki TKP/ML-TİKKO, Atatürk'ü ve Kemalizmi açıkça eleştirmiştir. Bu gruplar, Kemalizmi "komprador burjuvazinin ve toprak ağalarının ideolojisi" olarak tanımlamış ve cumhuriyet devrimlerinin halkın gerçek bir devrimi olmadığını savunmuştur.
-
Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve Çevresi: Özellikle erken dönem TKP çizgisi, Kemalist devrimleri burjuva devrimi olarak görmüş, tek parti dönemindeki sol ve komünist hareketlere yönelik baskılar nedeniyle Atatürk dönemine mesafeli ve eleştirel yaklaşmıştır.
12 Eylül 1980 askeri darbesi öncesindeki dönemde sağ ve sol grupların Kemalizm ile Atatürk’e yönelik eleştirileri, Türkiye’nin modernleşme krizleri ve sınıf dinamikleri üzerinden derinleşmiştir. Bu dönemde tarafların eleştirileri yüzeysel bir karşıtlıktan öte, ideolojik manifestolara ve teorik yayınlara dayanıyordu
1. Radikal Solun Eleştirileri: Sınıf Analizi ve "Burjuva Devrimi" Tezi
1970’li yıllarda Türkiye solunun genel hafızası (THKO, THKP-C gibi ana akımlar) Mustafa Kemal'i "anti-emperyalist bir lider" olarak görüp sahiplenirken, Maocu/Marksist-Leninist bazı fraksiyonlar bu tezi tamamen reddederek radikal bir kopuş yaşamıştır.
İbrahim Kaypakkaya ve TKP/ML Çizgisi
Sol cenatta Kemalizm’e en sistemli ve en sert eleştiriyi getiren figür İbrahim Kaypakkaya olmuştur. Kaypakkaya, Ocak 1972'de kaleme aldığı "Kemalizm Hangi Sınıfın İdeolojisidir?" başlıklı tezinde Kemalizm’i doğrudan hedef almıştır
Komprador Burjuvazi İddiası: Kaypakkaya, Kemalist hareketi işçi ve köylülere karşı gelişen, özünde komprador (işbirlikçi) büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının çıkarlarını koruyan bir hareket olarak tanımlamıştır
"Yarı-Sömürge" Devamı: Kurtuluş Savaşı’nın emperyalizme karşı nihai bir zafer kazanmadığını, sadece eski egemen sınıfların yerini yeni Türk burjuvazisinin aldığını ve Türkiye’nin "yarı-sömürge, yarı-feodal" yapısının sürdüğünü iddia etmiştir.
Ulus Devlet Eleştirisi: Cumhuriyetin kurucu ulus-devlet politikalarını ve erken dönemdeki isyanların bastırılmasını "şovenizm" ve "faşizan baskı" olarak nitelendirmiştir.
2. Radikal Sağın Eleştirileri: "Kültürel Yabancılaşma" ve Batılılaşma Karşıtlığı
12 Eylül öncesi sağ/İslamcı gruplar için kurucu rejime yönelik eleştirilerin temel merkezinde "laiklik", "hilafetin kaldırılması" ve "harf inkılabı" yer alıyordu. Bu çevreler, Atatürk dönemini Türk-İslam kültürünün zincirlendiği bir kopuş dönemi olarak görüyordu.
Akıncılar Hareketi ve MSP Çizgisi
Milli Selamet Partisi (MSP) tabanında ve dönemin radikal İslamcı gençlik yapılanması olan Akıncılar Derneği bünyesinde, Kemalist modernleşme projesi sert bir dille eleştirilmiştir.
Kültürel Yabancılaşma: Atatürk devrimlerinin halkın ruh köküne aykırı olduğunu, Batı taklitçiliği getirdiğini ve toplumu İslam medeniyetinden kopardığını savunmuşlardır.
-
Laiklik Karşıtlığı: Laikliğin din özgürlüğü değil, dine karşı bir baskı aracı olarak uygulandığını ileri sürmüşlerdir.
-
Tarih Yazımı Eleştirisi: Resmi tarih tezlerine karşı çıkarak Osmanlı dönemini yüceltmişler, cumhuriyet dönemini ise bir "fetret devri" veya kültürel yıkım süreci olarak nitelendirmişlerdir. Bu dönemde Necip Fazıl Kısakürek’in "Büyük Doğu" ideolojisi, sağ gençliğin anti-Kemalist tarih bilincini şekillendiren en önemli unsur olmuştur.
3- Irkçı-Turancı Gruplar
-
Nihal Atsız Çizgisindeki Türkçüler: Atatürk dönemindeki "Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk'tür" şeklindeki kapsayıcı ve sivil milliyetçilik anlayışını reddettiler. Bu gruplar, Türk milliyetçiliğini biyolojik bir ırk esasına (Turancılık) dayandırdılar. Atatürk'ün hayattayken yürüttüğü devlet politikalarını, yer yer tavizkâr veya Türkçülükten uzak bularak eleştirdiler.
4. Mücadele Birliği (Yeniden Millî Mücadele Hareketi)
1960'ların sonlarında ortaya çıkan bu hareket, İslamcı, anti-komünist ve milliyetçi bir sentez benimsedi. Laik ve Batılı anlamdaki Kemalist milliyetçilik anlayışına mesafeli durarak, Türk-İslam sentezini merkeze alan bir devlet ve toplum yapısı savundular.
Özet olarak bu gün yaşayan insanlarımız kendilerine ideoloji olarak seçtikleri grupların aslında Atatürk'ün Kurduğu Cumhuriyetin Düşmanları tarafından ortaya konduğunu ve Anti Türkçülük ve anti cumhuriyetcilik olduğunu bilmeden konuşmakta ve yazmaktadır lar burada tek gerçeklik vardır...
SADECE ATATÜRK'Ü ANLAMAK VE OKUMAKTIR (Okumaktan kastım kitaptan okumak değildir Bildiklerini yüzlestirmek hayatla ve sınamaktan korkmamaktır.
İşte ozaman Doğru ile yanlışı ayırdedebilirsin
Ve onu anlarsın
Ufuk NEİDİM
17.11.2002
Tepkiniz Nedir?